7 Aralık 2008 Pazar

Hayat

Hayat kısa,
Kuşlar uçuyor..

Cemal Süreya

Bitiyor!

Kırk kere söyleseler inanmazdım. Büyüdüm. Bak işte lise bitiyor. Ne kalıyor geriye? Hiç. Ömrümün en güzel yıllarını bu insanlarla geçirdim. Şimdi de en kötü yılımı geçiriyorum aynı insanlarla. İyinin de kötünün de bir arada olduğu bu yıllar bir daha gelmez ki.

Bak işte, bitiyor hayatımın bir dönemi de.

Geriye bir yıllık kalacak, içinden dostluklar akacak...

28 Kasım 2008 Cuma

...

Ne düşüneceğini bilmeyen insan modeli! Ben oyum galiba. Ne yapayım, ne düşüneyim bilmiyorum hiç.
Hayatımın en karmaşık yılı bu yıl. Bir yandan ÖSS, bir yandan ÖSS'ye inat başka mutluluklar. Birine ulaşmak için diğerine ihtiyacım var. Garip değil mi?
İhtiyaç kavramı çok farklı bir şey. Ama ihtiyacım var!

You are all i need...

21 Kasım 2008 Cuma

Ölüm Hayatı Kuşatalı Beri

Kül yağıyor gökten
Kül renginde güneş
İki şey örtüyor kırları
Kül ve leş

Neye uzatsam elimi dağılıyor
Bütün eşyalarda ölümün tozu
Aynı anda yakıyor genizleri
Öfkenin ve göz yaşının tuzu

Kimi kanla besleniyor kelimelerin
Kimi kelimeler paslı
Ne kadar kafiyesi varsa hayatın
Hepsi de ölümle cinaslı

Ve ölüm hayatı kuşatalı beri
İki şey yan yana gelişiyor evlerde
Babalar bıçak biliyor
Analar yaslı


İsmail UYAROĞLU

7 Ekim 2008 Salı

Gene Sıkıntı!

Ben de sıkıldıkça yazıyorum yahu buraya. Gerçi benim sıkılmadığım an var mı ki? Genel olarak sıkılgan bir insanım işte ne yapayım? Sıkılıyorum!

Ne yapsam ki? diye bakınırken, blogumu gördüm. Bari yazayım dedim. Ne yazsak ki?



Hmm..



2 Days In Paris hakkında yazayım, evet. İzlemek için bu kadar çırpınmama değermiş doğrusu. Sıradan bir romantik komediden çok farklıydı. Evet, komikti. Romantikti de. Ama çağrıştırdıkları bu ikisinden oldukça farklıydı. Hatta direk bir hayat dersi idi benim için Marion'un son cümlesi. Ki onu da yapıştırmak, hatta aşağıya bir de fotoğraf iliştirmek isterim.



"There's a moment in life where you can't recover any more from another break-up. And even if this person bugs you sixty percent of the time, well you still can’t live without him. And even if he wakes you up every day by sneezing right in your face, well you love his sneezes more than anyone else's kisses."

9 Eylül 2008 Salı

Çünkü Gördüğüm En Güzel Kız Sensin!














"işte bunlar bizim kızlar!
genç ya da yaş almış,
katıksız!
zeki, korkak, ince, mantıksız,
üzer seni dudağını bükerken,
güzeldir, katıksız güzel...
bu yüzden aslında aşık olduğumuz,
bu yüzden öldürür bizi güzelliğinden!"*

*sergi broşüründen








Mırıldandıklarım*

Mırıldandıklarım

Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hala sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum"içtenliğin" ya da "dünya görüşünün" kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
senin ve benim, yani bizim için...

Murathan Mungan

8 Eylül 2008 Pazartesi

Bir insan niye blog yazar?

Bir insan niye blog yazar?
Tamamen can sıkıntısı. Sanki çok vaktim var da bi de blog açtık. Hadi bakalım hayırlı olsun.
Napsak, ne etsek, ne yazsak şimdi?
Gecenin bu vaktinde Pelin geometri çözemeyince niye bunalıma girdi? Evet, evet. Bence bunun hakkında yazayım.
Çözemedim, sinirim bozuldu, odanın her köşesi silgi tozu bi de. Yeter be.