1 Ocak 2009 Perşembe

An.


"Bazı anlar vardır; daha yaşanırken bir anıya dönüşen; hem o an'ın eşsizliğini ta derinde hissettiğiniz, hem de bir daha asla öyle bir anı yaşayamayacağınızı bilmenin verdiği kederle ağlamak istediğiniz... Ve yaşadığınız sürece asla yitirmediğiniz, elinizi hiç bırakmayan anlar..."


"Nasıl kavanoz kapaklarını sımsıkı kapatmakla baharat kokularının yükselmesine engel olunamıyorsa, aşka da engel olunamıyor işte. Mutlaka bir çıkış yolu bulup geliyor o."


Çiğdem Sezer

Aşklar ve Baharatlar


7 Aralık 2008 Pazar

Hayat

Hayat kısa,
Kuşlar uçuyor..

Cemal Süreya

Bitiyor!

Kırk kere söyleseler inanmazdım. Büyüdüm. Bak işte lise bitiyor. Ne kalıyor geriye? Hiç. Ömrümün en güzel yıllarını bu insanlarla geçirdim. Şimdi de en kötü yılımı geçiriyorum aynı insanlarla. İyinin de kötünün de bir arada olduğu bu yıllar bir daha gelmez ki.

Bak işte, bitiyor hayatımın bir dönemi de.

Geriye bir yıllık kalacak, içinden dostluklar akacak...

28 Kasım 2008 Cuma

...

Ne düşüneceğini bilmeyen insan modeli! Ben oyum galiba. Ne yapayım, ne düşüneyim bilmiyorum hiç.
Hayatımın en karmaşık yılı bu yıl. Bir yandan ÖSS, bir yandan ÖSS'ye inat başka mutluluklar. Birine ulaşmak için diğerine ihtiyacım var. Garip değil mi?
İhtiyaç kavramı çok farklı bir şey. Ama ihtiyacım var!

You are all i need...

21 Kasım 2008 Cuma

Ölüm Hayatı Kuşatalı Beri

Kül yağıyor gökten
Kül renginde güneş
İki şey örtüyor kırları
Kül ve leş

Neye uzatsam elimi dağılıyor
Bütün eşyalarda ölümün tozu
Aynı anda yakıyor genizleri
Öfkenin ve göz yaşının tuzu

Kimi kanla besleniyor kelimelerin
Kimi kelimeler paslı
Ne kadar kafiyesi varsa hayatın
Hepsi de ölümle cinaslı

Ve ölüm hayatı kuşatalı beri
İki şey yan yana gelişiyor evlerde
Babalar bıçak biliyor
Analar yaslı


İsmail UYAROĞLU

7 Ekim 2008 Salı

Gene Sıkıntı!

Ben de sıkıldıkça yazıyorum yahu buraya. Gerçi benim sıkılmadığım an var mı ki? Genel olarak sıkılgan bir insanım işte ne yapayım? Sıkılıyorum!

Ne yapsam ki? diye bakınırken, blogumu gördüm. Bari yazayım dedim. Ne yazsak ki?



Hmm..



2 Days In Paris hakkında yazayım, evet. İzlemek için bu kadar çırpınmama değermiş doğrusu. Sıradan bir romantik komediden çok farklıydı. Evet, komikti. Romantikti de. Ama çağrıştırdıkları bu ikisinden oldukça farklıydı. Hatta direk bir hayat dersi idi benim için Marion'un son cümlesi. Ki onu da yapıştırmak, hatta aşağıya bir de fotoğraf iliştirmek isterim.



"There's a moment in life where you can't recover any more from another break-up. And even if this person bugs you sixty percent of the time, well you still can’t live without him. And even if he wakes you up every day by sneezing right in your face, well you love his sneezes more than anyone else's kisses."

9 Eylül 2008 Salı

Çünkü Gördüğüm En Güzel Kız Sensin!














"işte bunlar bizim kızlar!
genç ya da yaş almış,
katıksız!
zeki, korkak, ince, mantıksız,
üzer seni dudağını bükerken,
güzeldir, katıksız güzel...
bu yüzden aslında aşık olduğumuz,
bu yüzden öldürür bizi güzelliğinden!"*

*sergi broşüründen